• Kadınlar Futbol 3. lig 1. grup 3.hafta
    Kadınlar Futbol 3. lig 1. grup 3.hafta
  • Mustafa Pusat Levent Altın Madalya Kazandı
    Mustafa Pusat Levent Altın Madalya Kazandı
  • Kadınlar 3. Ligi Puan Cetveli ve Fikstür
    Kadınlar 3. Ligi Puan Cetveli ve Fikstür
  • DART MÜSABAKALARI SONUÇLANDI
    DART MÜSABAKALARI SONUÇLANDI
  • GENÇ BAYANLAR VOLEYBOL MÜSABAKALARI BAŞLADI
    GENÇ BAYANLAR VOLEYBOL MÜSABAKALARI BAŞLADI
  • BİLECİK SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ İÇİN YÜRÜDÜ
    BİLECİK SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ İÇİN YÜRÜDÜ
  • İSTİŞARE TOPLANTISI’NA VİTRA SPOR EV SAHİPLİĞİ YAPTI
    İSTİŞARE TOPLANTISI’NA VİTRA SPOR EV SAHİPLİĞİ YAPTI
  • BURHANİYE BELEDİYE SPOR RAHAT KAZANDI
    BURHANİYE BELEDİYE SPOR RAHAT KAZANDI
  • 1.AMATÖR KÜMEDE İLK YARI SONA ERDİ
    1.AMATÖR KÜMEDE İLK YARI SONA ERDİ
  • Ümit Başkan’dan Zehir Zemberek Açıklama
    Ümit Başkan’dan Zehir Zemberek Açıklama
radix.com
Bozüyük’ün Yeni Kaymakamı Hasan Yaman
Bozüyük’ün Yeni Kaymakamı Hasan Yaman

İçişleri Bakanlığı’nın Vali Yardımcıları ve...

Bozüyüklü Girişimcilerin Kütahya Çıkarması
Bozüyüklü Girişimcilerin Kütahya Çıkarması

Bozüyük Girişimciliği Destekleme Derneği (BOZGİED)...

Kadınlar Futbol 3. lig 1. grup 3.hafta
Kadınlar Futbol 3. lig 1. grup 3.hafta

TFF Kadın futbolu Türkiye  3....

Erasmus Konukları Fen Lisesinde
Erasmus Konukları Fen Lisesinde

Bozüyük Fen Lisesi, Avrupa Birliği...

Mustafa Pusat Levent Altın Madalya Kazandı
Mustafa Pusat Levent Altın Madalya Kazandı

İlçemiz Atatürk İlk/Ortaokulu öğrencileri ve...

Pazarcık Bozası ve Helvası
Pazarcık Bozası ve Helvası

BOZA: Pazarcık bozası soğuk kış...

Belediye Solucan Gübresi Üretecek
Belediye Solucan Gübresi Üretecek

Bozüyük Belediyesi bir yeniliğe daha...

Yol Fotoğraf Sergisi
Yol Fotoğraf Sergisi

Eczacıbaşı Fotoğraf Kulübü/Bozüyük üyelerinin düzenlediği...

Bozüyüklü Kamil Tekelioğlu
Bozüyüklü Kamil Tekelioğlu

27.03.1975 tarihinde Bileciğin Pazaryeri ilçesinde...

Sorumluluktan Kaçmak
Sorumluluktan Kaçmak

İnsanın üzerinde sıkça düşündüğü konulardan...

Ölüm Yakışmadı
Ölüm Yakışmadı

Bozüyük’ün tanınmış esnaflarından Nasuh Bülbül’ün...

DENİZ ÖZKAN ENGİN’İN CESEDİNE 7 AY SONRA ULAŞILDI
DENİZ ÖZKAN ENGİN’İN CESEDİNE 7 AY SONRA ULAŞILDI

Yalova´nın Armutlu ilçesinde Ağustos ayında...

ARANAN KÖPEKLERİN CESETLERİNE ULAŞILDI
ARANAN KÖPEKLERİN CESETLERİNE ULAŞILDI

İlçemizde, Bozüyük Belediyesi köpek toplama...

Fizik öğretmeni derste yaşamını yitirdi
Fizik öğretmeni derste yaşamını yitirdi

Bilecik’in Bozüyük ilçesinde, ders işlerken...

Bir yılan hikayesi
Bir yılan hikayesi

15.02.2012 tarihinde Bozüyük Sosyal Güvenlik...

AÇIK KADINLAR-PERDELİ EVLER-SAP SAMAN
AÇIK KADINLAR-PERDELİ EVLER-SAP SAMAN

Hani aklı evvelin biri “Örtüsüz...

1.Amatör 21.Hafta
1.Amatör 21.Hafta

         ...

Kalpten kalbe bir yol vardır görünmez

kalp ve gülBir arkadaşımızın eşi istasyonda bir duvar kenarında ağlarken rastlamış ona ilk kez. Dikkatini çekmiş elbette, sokulup neden ağladığını sormuş. Gözyaşlarını koluna silerek Konya’da üniversite kazandığını, köyde muhtarın kaydı için para topladığını, ancak yol parasını denkleştiremediği için istasyona konuşmak için geldiğini, yetkililere açıkça trene kaçak bineceğini söylediğini, onların da yakalanırsa cezalı bilet parası ödemek zorunda kalacağı uyarısında bulunduklarını anlatmış. Arkadaşımızın eşi biletini alarak eline vermiş ve kaydını yaptırdıktan sonra bize başvurmasını söylemiş.

 Geldi. Biz dernekte toplantı halindeyken geldi. Kapı belli belirsiz çalındı ve ürkekçe uzattı kapı aralığından başını. Ayağında bir gri pantolon, belli ki okul pantolonu ve yine belli ki ilk sınıfta alınmış, mezun olana dek ergenlik gereği boyu alıp başını gittiği için pantolon ayak bileklerinin neredeyse bir karış yukarısında kalmış. Acele acele anlattı öyküsünü, yürek burkan öyküsünü ( ki o kapıyı çalanların çoğunun öyküleri yürek burkar)… Babası o 6 yaşında, kardeşi daha küçükken ölmüş, anneleri iki yetimiyle kardeşinin yanına sığınmış. Dayısının da iki çocuğu varmış, bir çatı altında yaşayıp gidiyorlarmış ki dayı da bir gün traktör altında kalarak genç yaşta göçüp gitmiş dünyadan. Kadıncağızlar dört küçük çocukla kalakalmışlar. Muhtarın çabalarıyla ikisine de fakir aylıkları bağlanmış ama onunla ne olur ki? Köyde yazın tarlaya çapaya giderek, kışın yaşlıların çamaşırlarını yıkayarak yaşama tutunmaya, çocuklarını meydana çıkarmaya çalışmışlar. Köylünün katkılarıyla iki göz oda inşa edilmiş aileye. C. en büyükleriymiş çocukların ve Konya’da üniversite kazanmış. Muhtar köyden büyük okullarda okumaya gidecek köyün genci için kayıt parası toplamış köylüden.

 Tüm hikayesini bir-iki dakika içinde hızlı hızlı ama heyecandan titreyen sesiyle anlattı. Yanakları kızardı bizimle konuşurken ( ki burs başvurusuna geldiklerinde çoğunun kızarır yanakları), arkaya gizlediği ellerini birbirine kenetleyerek sağa sola sallandı durdu. Öyle masumdu ki, öyle temiz, öyle saftı ki etkilenmemek olanaksızdı.

 Bursiyerimiz olarak kabul ettik C. ‘i… Yakından tanıdık, yakınlaştık. Açıldı sonraları, heyecanlanmaz oldu bizimle konuşurken, alıştı, yanakları kızarmaz oldu. Bir sürü şey paylaştık onunla, kimileri eğlenceli, kimileri hüzünlü ama illa duygu dolu… Sıkıntılarında SON olarak bize geldiğinde sitemlerimizi “Siz burs veriyorsunuz zaten, bir de bu yüzden sizi rahatsız etmek istemedim, başka yerlerden çözebilirim sandım” cümlesinin onurlu duruşuyla göğüsledi. Hep onurluydu, fazladan hiçbir şey istemedi, hep vefalıydı, her geldiğinde bizleri görmeden dönmedi. Biz onu çok sevdik, o da hep bize saygı gösterdi, çocuğumuzdu işte…

 Bir gün arkadaşımla bir yere gidiyoruz, yolda telefonum çaldı, baktım C. arıyor. Sadece ona değil tüm bursiyerlerimize bizi arayacakları zaman çağrı yapmalarını, bizim onları arayacağımızı söyler, tembihleriz. Hayır, çağrı değil, arıyor C. Reddedip ben onu aradım, “Neden reddettin teyzecim, kontörüm vardı” dedi… Önemli olmadığını söyledim, karşılıklı hal hatır sorduk, bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sordum. Sonrasında üzerinden neredeyse 4-5 yıl geçmesine karşın bugün anımsamakla hala yüreğimi ısıtan, hala gözlerimi nemlendiren cümleleri kurdu bana, her zamanki gibi bir cümle içinde defalarca o vurgulu “teyzecim” i kullanarak;

 “Yok teyzecim, hiçbir şeye ihtiyacım yok teyzecim… Bugün 14 Şubat ya teyzecim, sabahtan beri bütün arkadaşlarım ellerine birer kırmızı gül alıp, hediyelerini alıp sevgililerine gidiyorlar teyzecim. Benim sevgilim mevgilim yok teyzecim. Orada olsaydım ben de elime bir gül alıp sana gelirdim teyzecim. Sevgili illa kız arkadaş mı demek , Sevgili sevilen değil mi teyzecim? E, benim sevgilim de sizlersiniz. Sevgililer Gününüz kutlu olsun teyzecim.”

 Yaşlar cadde madde, meraklı bakışlar filan dinlemedi, ip gibi süzüldü yanaklarımdan…

 Günler öncesinden televizyonlarda uzun uzadıya reklamlarını yapıyorlar ya hani, sevgililer de umuyorlar, kutuyu açıp da gören sevgilisinin sevgisinden emin oluyor da sevgilisinden o kutuyu alamayan kuşkuya düşüyor da sevginin derecesini sorguluyor ya hani, hani şu mercimek kadar taşlar var ya servet ödenen hani… Hangi enerjsiz, parlaklığına karşın ruhsuz tek taş, hediye edilenin yüreğini bu kadar ısıtabilir, hangi pırlanta göz pınarında mutluluktan parlayan bir damla gözyaşı kadar ışık saçabilir ki? O gencecik yüreğin sevgili diye isimlerimizi anmasının sıcaklığı, doyumu, vicdan rahatlığı ve mutluluğu 5 yıldır anılarımda parlamaya devam ediyor Kaşıkçı Elması gibi…

Sevgiyle Kalın…


YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Bu haberlerde ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa