• Tenis Şampiyonları Madalyalarını Aldı
    Tenis Şampiyonları Madalyalarını Aldı
  • Bozüyük’e Yeni Spor Tesisleri Yapılacak
    Bozüyük’e Yeni Spor Tesisleri Yapılacak
  • Vitraspor’un Rakipleri Belli Oldu
    Vitraspor’un Rakipleri Belli Oldu
  • Güneşspor’dan Bilecik Valisine Teşekkür
    Güneşspor’dan Bilecik Valisine Teşekkür
  • U-13 Bilecik Etabı Birincisi Belli Oldu
    U-13 Bilecik Etabı Birincisi Belli Oldu
  • Beşiktaş U-13 1-0 Kazandı
    Beşiktaş U-13 1-0 Kazandı
  • Bilecik’te U-13 İkinci Kademe Maçları Başladı
    Bilecik’te U-13 İkinci Kademe Maçları Başladı
  • U-13 2. Kademe Kuraları Çekildi
    U-13 2. Kademe Kuraları Çekildi
  • Bozüyük Bocce Takımı Ümit Verdi
    Bozüyük Bocce Takımı Ümit Verdi
  • 1500 Öğrenci Yaz Spor Okullarında
    1500 Öğrenci Yaz Spor Okullarında
BOZÜYÜK YAŞAM
TEOG Test Kitapları Belediyeden
TEOG Test Kitapları Belediyeden

Bozüyük Belediye Başkanlığı tarafından eğitime...

Avrupa Standartlarında Entegre Su Projesi
Avrupa Standartlarında Entegre Su Projesi

Bozüyük Belediyesi’nin en büyük yatırım...

Arap İş Adamlarını Bozüyük’e Davet Etti
Arap İş Adamlarını Bozüyük’e Davet Etti

Bozüyük Ticaret ve Sanayi Odası,...

Miniklere Aşık Veysel’i Anlattı
Miniklere Aşık Veysel’i Anlattı

Bozüyük Belediyesi Türk Halk Müziği...

Öğretmenlere Nöbet Ücreti Verilmelidir
Öğretmenlere Nöbet Ücreti Verilmelidir

Öğretmenlerimiz, ülkemiz ve ulusumuz için...

Bozüyük Pazaryerililer Derneğinden Kent Konseyine Ziyaret
Bozüyük Pazaryerililer Derneğinden Kent Konseyine Ziyaret

Pazaryerliler Derneği Başkanı Ali ŞAHİNOĞLU...

Yolumuz Atatürk Yoludur
Yolumuz Atatürk Yoludur

  Kalplerimizde önemli yere sahip...

Tarım Bakanlığından Hibelere Devam
Tarım Bakanlığından Hibelere Devam

Kırsal Kalkınma  Yatırımlarının Desteklenmesi Programı...

Sorumluluktan Kaçmak
Sorumluluktan Kaçmak

İnsanın üzerinde sıkça düşündüğü konulardan...

Ölüm Yakışmadı
Ölüm Yakışmadı

Bozüyük’ün tanınmış esnaflarından Nasuh Bülbül’ün...

Fizik öğretmeni derste yaşamını yitirdi
Fizik öğretmeni derste yaşamını yitirdi

Bilecik’in Bozüyük ilçesinde, ders işlerken...

Bir yılan hikayesi
Bir yılan hikayesi

15.02.2012 tarihinde Bozüyük Sosyal Güvenlik...

AÇIK KADINLAR-PERDELİ EVLER-SAP SAMAN
AÇIK KADINLAR-PERDELİ EVLER-SAP SAMAN

Hani aklı evvelin biri “Örtüsüz...

1.Amatör 21.Hafta
1.Amatör 21.Hafta

         ...

Murat Yılmazyıldırım Konseri
Murat Yılmazyıldırım Konseri

http://www.youtube.com/watch?v=OUW2SnUhMK8 6 Nisan 2013 Cumartesi...

BOZÜYÜK YAŞAM
Kalpten kalbe bir yol vardır görünmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görünmez
Bir arkadaşımızın eşi istasyonda bir duvar kenarında ağlarken rastlamış ona ilk kez. Dikkatini çekmiş elbette, sokulup neden ağladığını sormuş. Gözyaşlarını koluna silerek Konya’da üniversite kazandığını, köyde muhtarın kaydı için para topladığını, ancak yol parasını denkleştiremediği...
15 Şubat 2013 00:04
Font1 Font2 Font3 Font4

kalp ve gülBir arkadaşımızın eşi istasyonda bir duvar kenarında ağlarken rastlamış ona ilk kez. Dikkatini çekmiş elbette, sokulup neden ağladığını sormuş. Gözyaşlarını koluna silerek Konya’da üniversite kazandığını, köyde muhtarın kaydı için para topladığını, ancak yol parasını denkleştiremediği için istasyona konuşmak için geldiğini, yetkililere açıkça trene kaçak bineceğini söylediğini, onların da yakalanırsa cezalı bilet parası ödemek zorunda kalacağı uyarısında bulunduklarını anlatmış. Arkadaşımızın eşi biletini alarak eline vermiş ve kaydını yaptırdıktan sonra bize başvurmasını söylemiş.

 Geldi. Biz dernekte toplantı halindeyken geldi. Kapı belli belirsiz çalındı ve ürkekçe uzattı kapı aralığından başını. Ayağında bir gri pantolon, belli ki okul pantolonu ve yine belli ki ilk sınıfta alınmış, mezun olana dek ergenlik gereği boyu alıp başını gittiği için pantolon ayak bileklerinin neredeyse bir karış yukarısında kalmış. Acele acele anlattı öyküsünü, yürek burkan öyküsünü ( ki o kapıyı çalanların çoğunun öyküleri yürek burkar)… Babası o 6 yaşında, kardeşi daha küçükken ölmüş, anneleri iki yetimiyle kardeşinin yanına sığınmış. Dayısının da iki çocuğu varmış, bir çatı altında yaşayıp gidiyorlarmış ki dayı da bir gün traktör altında kalarak genç yaşta göçüp gitmiş dünyadan. Kadıncağızlar dört küçük çocukla kalakalmışlar. Muhtarın çabalarıyla ikisine de fakir aylıkları bağlanmış ama onunla ne olur ki? Köyde yazın tarlaya çapaya giderek, kışın yaşlıların çamaşırlarını yıkayarak yaşama tutunmaya, çocuklarını meydana çıkarmaya çalışmışlar. Köylünün katkılarıyla iki göz oda inşa edilmiş aileye. C. en büyükleriymiş çocukların ve Konya’da üniversite kazanmış. Muhtar köyden büyük okullarda okumaya gidecek köyün genci için kayıt parası toplamış köylüden.

 Tüm hikayesini bir-iki dakika içinde hızlı hızlı ama heyecandan titreyen sesiyle anlattı. Yanakları kızardı bizimle konuşurken ( ki burs başvurusuna geldiklerinde çoğunun kızarır yanakları), arkaya gizlediği ellerini birbirine kenetleyerek sağa sola sallandı durdu. Öyle masumdu ki, öyle temiz, öyle saftı ki etkilenmemek olanaksızdı.

 Bursiyerimiz olarak kabul ettik C. ‘i… Yakından tanıdık, yakınlaştık. Açıldı sonraları, heyecanlanmaz oldu bizimle konuşurken, alıştı, yanakları kızarmaz oldu. Bir sürü şey paylaştık onunla, kimileri eğlenceli, kimileri hüzünlü ama illa duygu dolu… Sıkıntılarında SON olarak bize geldiğinde sitemlerimizi “Siz burs veriyorsunuz zaten, bir de bu yüzden sizi rahatsız etmek istemedim, başka yerlerden çözebilirim sandım” cümlesinin onurlu duruşuyla göğüsledi. Hep onurluydu, fazladan hiçbir şey istemedi, hep vefalıydı, her geldiğinde bizleri görmeden dönmedi. Biz onu çok sevdik, o da hep bize saygı gösterdi, çocuğumuzdu işte…

 Bir gün arkadaşımla bir yere gidiyoruz, yolda telefonum çaldı, baktım C. arıyor. Sadece ona değil tüm bursiyerlerimize bizi arayacakları zaman çağrı yapmalarını, bizim onları arayacağımızı söyler, tembihleriz. Hayır, çağrı değil, arıyor C. Reddedip ben onu aradım, “Neden reddettin teyzecim, kontörüm vardı” dedi… Önemli olmadığını söyledim, karşılıklı hal hatır sorduk, bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sordum. Sonrasında üzerinden neredeyse 4-5 yıl geçmesine karşın bugün anımsamakla hala yüreğimi ısıtan, hala gözlerimi nemlendiren cümleleri kurdu bana, her zamanki gibi bir cümle içinde defalarca o vurgulu “teyzecim” i kullanarak;

 “Yok teyzecim, hiçbir şeye ihtiyacım yok teyzecim… Bugün 14 Şubat ya teyzecim, sabahtan beri bütün arkadaşlarım ellerine birer kırmızı gül alıp, hediyelerini alıp sevgililerine gidiyorlar teyzecim. Benim sevgilim mevgilim yok teyzecim. Orada olsaydım ben de elime bir gül alıp sana gelirdim teyzecim. Sevgili illa kız arkadaş mı demek , Sevgili sevilen değil mi teyzecim? E, benim sevgilim de sizlersiniz. Sevgililer Gününüz kutlu olsun teyzecim.”

 Yaşlar cadde madde, meraklı bakışlar filan dinlemedi, ip gibi süzüldü yanaklarımdan…

 Günler öncesinden televizyonlarda uzun uzadıya reklamlarını yapıyorlar ya hani, sevgililer de umuyorlar, kutuyu açıp da gören sevgilisinin sevgisinden emin oluyor da sevgilisinden o kutuyu alamayan kuşkuya düşüyor da sevginin derecesini sorguluyor ya hani, hani şu mercimek kadar taşlar var ya servet ödenen hani… Hangi enerjsiz, parlaklığına karşın ruhsuz tek taş, hediye edilenin yüreğini bu kadar ısıtabilir, hangi pırlanta göz pınarında mutluluktan parlayan bir damla gözyaşı kadar ışık saçabilir ki? O gencecik yüreğin sevgili diye isimlerimizi anmasının sıcaklığı, doyumu, vicdan rahatlığı ve mutluluğu 5 yıldır anılarımda parlamaya devam ediyor Kaşıkçı Elması gibi…

Sevgiyle Kalın…


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa